http://www.bbc.co.uk/...witterfeed&utm_medium=twitter
10. yy dan itibaren özellikle islam coğrafyasında hızla çoğalan seyyahlar ve seyahatnameler sayesinde o dönemlerin şehirlerini, alışkanlıklarını, yeme içme kültürlerini hülasa sıradan insanından yöneticisine gündelik hayatın ayrıntılarını öğrenme şansına sahip oluyoruz. Bu seyyahlardan en bilinenleri İbn-i Fadlan, İbn-i Havkal, İbn-i Batuta ve tabii ki Evliya Çelebidir.
Evliya Çelebi kendi anlatımına göre1040 yılının Muharrem ayında Aşure günü (19 Ağustos 1630) rüyasında sabah namazını kılmaya gittiğini görür. Rüyasında Eminönü'ndeki Ahi Çelebi Camii'nde cemaatin tamamının nur yüzlü insanlardan oluştuğunu görünce yanında oturan tanımadığı bir kişiden buradaki cemaatin tamamının gelmiş geçmiş peygamberler olduğunu ve Hz. Muhammet'i beklediklerini öğrenince neye uğradığını şaşırır. Az sonra caminin kapısından nurlar içinde Muhammet ve 12 imamın girdiğini görür. Peygamber, Evliya'ya Bilal-i Habeşi ile müezzinlik yapmasını buyurur. Namazın sonunda peygamberin huzuruna çıkarılır. Heyecanlanarak ağlamaya başlayan Evliya, "şefahat ya Resülallah" diyeceğine "seyyahat ya Resülallah" der. Peygamber tebessüm ederek "Şefahatim, seyyahatim ve ziyaretim senin üzerinedir, haydi yürü" der. Onu peygamberin huzuruna çıkarak Okçubaşısı Sa'd ibn Ebi Vakkas "müjdeler olsun! Bu mecliste gördüğün herkesin makamını ziyaret edecek, Seyyah-ı Alem, Ferid-i Beni Adem olacaksın" der.
(Eminönü'ndeki Ahi Çelebi Camii)
Şaşkın Evliya kendine rüyasında verilen bu vazifeyi yerine getirmek için hayatı boyunca Dar-ül İslam memleketlerini gezer. Seferlere katılır. İlk olarak Kasımpaşa Mevlevihanesinden şeyhi Abdullah Dede'nin tavsiyesi üzerine İstanbul'u gezer. Bu kent içi gezilerini 1640'a dek sürdürür. Nisan 1640'ta yaptığı Batum, Trabzon, Kafkasya, Girit seferinden sonra 1645'te Erzurum, Azerbaycan ve Gürcistan'a gider. Sonra sırasıyla Şam-Suriye, Filistin-Urmiye, Sivas, El-Cezire, Ermenistan, Rumeli (Bulgaristan ve Dobruca'ya gider. Seyyahatnamesinin IV. cildinde elçi olarak İran'a gidişi sırasında İstanbul'dan Tebriz'e kadar yol üzerindeki tüm yerleşim yerlerini ve İran ve
(Evliya Çelebi'yi at üzerinde tasvir eden minyatür)
Evliya Çelebi kuşkusuz çağının en büyük seyyahlarından birisidir. Her ne kadar anlatımlarında bazı mübalağalar var idiyse de bunları bir üslup- tarz olarak görmek gerekir. At sırtında elli yıl boyunca Kırımdan Girit'e, Avusturya'dan Habeşiştan'a her yeri dolaşmış bir büyük merak ustasını saygıyla analım...


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder