25 Kasım 2011 Cuma

İlk Türk İkarus'u 900 Yıl Önce Düştü

Tarihte uçmayı becerebilen ilk Türk olduğu rivayet olunan Hezarfen (Bin fenli) Ahmet Çelebi'den yaklaşık 500 yıl önce, yine Konstantiniyye'de, ama bu kez Bizans ve Selçuklu sultanlarının huzurunda bir Türk uçma sevdasıyla kendini boşluğa bıraktı. Belki de insanlığın ilk İkarus'larından biri olan bu Türk'ün hikayesi şöyledir.

Anadolu Selçuklu hükümdarı 2. Kılıçaslan diğer Anadolu beylikleriyle girdiği iktidar savaşında yer yer ağır yenilgiler almaya başlayınca, özellikle o devrin süper gücü olan Bizans devletini yanına çekmeye çalıştı. Böylece Bizans'ın Anadolu'daki diğer beyliklere vermeyi düşündüğü askeri ve siyasi desteği keseceğini umuyordu. Bu amaçla 1453'de kılıç zoruyla kente giren Türkler, 400 yıl önce diplomatik yolla kente misafir oldular. Yanında 1000 kişilik maiyetiyle Kılıçaslan, 1162 yılında Konstantinopolis'e icabet etti.
(İmparator Manuel Komnenos ve eşi İrene'nin Ayasofya Müzesindeki Mozaik Tasvirleri)

Dönemin Bizans İmparatoru Bizans tarihinde müstesna bir yeri olan 1. Manuel Komnenos, Kılıçaslan ve maiyetini şehrin dışında karşılar ve meşhur Porta Aurea'dan (Yenikapı'daki Altınkapı) şehre girerler. Komnenos'un amacı Bizansın gücünü ve zenginliğini Türk sultanına göstermek ve onun hayranlığını kazanmaktır. Bu amaçla şehri boydan boya kateden Mese yolu üzerinde hıristiyan geleneklerine uygun karşılama törenleri ve ayinler tertip eder. Ancak bir sürpriz olur ve Kılıçaslan şehre yaklaşırken bir deprem ve aniden kopan bir fırtına ile törenler iptal edilir. Bu olay, kafirlerin şehre uğursuzluk taşıdığını düşünen vesveseli Konstantiniyye'liler arasında huzursuzluk yaratır.

Buna rağmen Kılıçaslan çok iyi ağırlanır. 3 ay kadar kaldığı İstanbul'da çok değerli hediyeler sunulur. Bizans ile Selçuklu devleti arasında bazı barış anlaşmaları imzalanır. Esasen bu barışa Kılıçaslan'ın da ihtiyacı vardır. Ziyafetler, hediyeler ve onuruna yapılan eğlencelerin arasında en dikkat çekeni kuşkusuz Hipodrom'daki araba yarışlarıydı. Bu yarışlar adeta Bizans'ın güç gösterisi gibiydi. Kılıçaslan ve Manuel Komnenos İmparatorluk locası olarak bilinen Kathisma'da yarışları birlikte izliyorlardı. İşte bu yarışlardan birisinde Hipodrom'un ana giriş kapılarını olan Carceres üzerinde, 1204'de Venedik'e kaçırılan dört atın çektiği yarış arabası (Quadriga) nın yanı başında bir adam belirdi. Bizans tarihçisi Niketas'ın anlatımıyla "çok bol ve uzun, içine çemberler takılan, şişirilmiş beyaz bir elbise" giymiş bir Türk, az sonra uçacağını herkese ilan etti. Kılıçaslan'ın maiyetiyle geldiği ve giysilerinden daha önce bu işi en azından denediği ve hayatta kalmayı başardığı anlaşılan bu Türk, binlerce insanın şaşkın bakışları arasında uygun rüzgarı beklemek için öne doğru eğildi. İlk şaşkınlıkla uzun bir sessizlik oldu, ancak kalabalık uygun rüzgarı bekleyecek kadar sabırlı değildi. Hep bir ağızdan "hadi atla" diye bağırmaya başladılar. Kılıçaslan'ın bu gösteriden habersiz olduğu düşünülemez. Geldiği günden beri kendisini hediyelerle etkilemeye çalışan ve bir anlamda "büyüklük taslayan" Bizans İmparatoruna gereken cevabı böylece vereceğini düşünmüş olmalı. Bu uçuş gerçekleşirse "kafir" Bizans'a müminlerin en güzel şekilde karşılık vereceği hesap edilmişti. Bunu gören Manuel Komnenos'un adamlarını derhal yolladığı ve Türk'ü oradan inmeye zorladığı söylenir.


Bir yandan binlerce insanın tezahüratı, bir yandan yanına sokulan Bizans askerlerinin artan baskısı nedeniyle bu isimsiz Türk uygun rüzgarı beklemeden kendini boşluğa bırakır ve oracıkta ölüverir. Bu olaydan sonra halk Kılıçaslan ve maiyetiyle alay etmeye başlayınca İmparator Komnenos'un üzüntülerini bildirerek bu tür davranışlara karşı önlem aldığı söylenir. Ancak içinin çok rahatladığı da aşikardır. Ancak tüm bu iyi niyet gösterilerine rağmen ilişkiler kısa sürede bozuldu ve 1176'da Selçuklu orduları Miryakefalon'da Bizans ordularına ağır bir yenilgi yaşattı.
(Miryokefalon'da Türkler tarafından tuzağa düşürülen Bizans kuvvetleri. Gravür Gustave Dore)

Uçmayı en azından daha önce denediğini ve becerdiğini düşünebileceğimiz bu ilk Türk İkarus'unun ismi günümüze ulaşmamıştır. Ancak ikincisinin, Hezarfen Ahmet Çelebi'nin varlığından, hayalgücü epeyce geniş Evliya Çelebi sayesinde haberdarız. İkincisinin uçmayı becerdiği ve Üsküdar'a kadar süzüldüğü rivayet olunuyor. Bu fizik kurallarını epeyce zorlayan uçuş ayrı bir yazı konusu olabilir. Ancak şurası su götürmez bir gerçek ki, uçmayı deneyen ilk Türk Hezarfen değil. Bu ilk Türk İkarus'u tarihin tozlu sayfalarında tıpkı kanatları gibi eriyip yok olmuş.
(Manuel Komnenos ve karısı İrene tarafından yaptırılan Pantokrator Kilisesi ya da Molla Zeyrek Camii)

Kaynaklar:
Niketas Khoniates'in Historia'sı (1180- 1195) Dünya Aktüel Yayınları
Belleten Dergisi Sayı 247 Mustafa Kesik "Türkiye Selçuklu Sultanı 2. Kılıçaslan'ın İstanbul'u ziyareti ve Türklerin Tarihteki İlk uçuş Denemesi" 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder