Bir önceki yazımızda Kanuni ile Hürrem’in büyük günahlarının kefareti olarak inşa ettirdiklerini düşündüğüm Cihangir Camii’ni incelemiştik. Ancak bu olaylardan tam 1000 yıl önce, yine Konstantiniyye’de inşa edilmiş devasa bir yapı, Ayasofya da aynı amaca hizmet ediyordu. İşlenen büyük günahları unutturmak!
Büyük Jüstinyanus aynı Kanuni döneminde olduğu gibi Bizans tarihinin en güçlü dönemini yaşatmış hükümdardır. Uzun süren hayatı boyunca seferlere çıkmış, kuzeyden gelen barbar kavimleri tarafından yakılıp yıkılmış Roma’yı geri almış bir hükümdardı. Onun döneminde Roma’dan kaçan Papa Konstantiniyye’ye sığınmış, Jüstinyanus adeta hristiyanlığın tek lideri olarak kalmıştı. Dönemin Bizans haritaları ile Kanuni döneminin Osmanlı haritasına baktığımız zaman bu benzerliği daha net bir şekilde görürüz. Ancak bu maceracı hükümdar aynı zamanda ağır vergilerle halkı ezmiş, herkesin karşı çıkmasına rağmen fahişe olduğu rivayet olunan Theodora ile evlenmiş ve hayatı boyunca onun yönlendirmeleriyle karar vermiştir. (Prokopios: Bizans’ın Gizli Tarihi)
İktidarının ilk yıllarında hipodromdaki (şimdiki Sultanahmet meydanı) gladyatör döğüşleri sırasında patlak veren ve 5 gün süren NİKA isyanı onun hayatının dönüm noktası olmuştur. İki gladyatör okulunun (yeşiller ve maviler) başlattığı ayaklanmaya bir anda tüm şehir iştirak etmiş, o sırada hipodromdaki locasında bulunan Jüstinyanus saraya kaçmıştır. İsyancıların öfkesi çığ gibi büyümüş, imparator maiyetindeki bir takım memurları idam ettirerek ahalinin yüreğini soğutmayı denemiş, ancak başarılı olamamıştır. Bu tür isyanlarda Osmanlı sultanları da isyancıları sakinleştirmek için sık sık paşalarını feda etmiştir .
İmparator son çare olarak şehri terk etmeye hazırlanırken İmparatoriçe Theodora cesur olması ve şehri terk etmemesi gerektiğini telkin etmiş ve İmparatora sarayı korumakla yükümlü paralı askerleri (bir çeşit kapıkulu) isyancıların üzerine sürmesini önermiştir. Bunun üzerine Jüstinyanus isyancılara tahttan feragat edeceğini ve tacını isyanın başladığı hipodromda yeni imparatora bizzat teslim edeceğini ilan ederek herkesi hipodroma çağırdı. Yaklaşık otuz bin kişi hipodroma toplandığında tüm kapılar kilitlenerek paralı askerler kalabalığın üzerine salındı. Hun İmparatoru Attila’nın torunu Mundus’un komutasındaki askerler kadın çocuk demeden hipodromda toplanmış herkesi kılıçtan geçirdi. Birkaç saat içinde tam otuz bin insan Theodora ve Jüstinyanus’un iktidar hırınsa kurban edildi. Bu olay insanlık tarihinin gördüğü en büyük katliamlardan biri olarak anılır.
Jüstinyanus bu ayaklanma sırasında kısmen tahrip edilen 2. Thedossius tarafından yapılan Ayasofya kilisesini tamamen yıktırarak yerine ondan çok daha görkemli bir anıt dikti. Bugün gördüğümüz Ayasofya bu kanlı olayın kefareti olarak yaptırılmıştır diyebiliriz.
Büyük mabetler, işlenen büyük günahları gölgelemeye yarıyor.
Büyük mabetler, işlenen büyük günahları gölgelemeye yarıyor.
Jüstinyanus’un 5 senede biten bu büyük mabedin açılışında “seni geçtim Süleyman” diye bağırdığı rivayet edilir. Kastettiği elbette insanlık tarihinin o güne dek bilinen en büyük tapınağı olan Süleyman tapınağıydı. Bundan 1000 yıl sonra başka bir Süleyman, kendi adına yaptırdığı mabetin açılışında Jüstinyanus’un kibrine kapılmamış ve bu büyük mabetin açılışını bunu en çok hak eden insana Mimar Sinan’a yaptırmıştır.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder