Memleketimiz tuhaf tezatların bir arada yaşadığı, birçok kültürün içiçe geçip sentezlendiği mümbit bir toprağa sahip. Bu tuhaflıklardan birisi de evliya bolluğudur. O kadar çok evliya yetiştirmişiz ki sadece tespit edilebilenlerle 10 ciltlik ansiklopedisini bile çıkarmışız. Tabii bu bir ihtiyaçtan doğuyor. Her evliyanın kendine göre bir hikmeti var. Çocuk isteyen kadından, sınavda başarı niyaz eden talebeye kadar toplumun her kesiminden insan yüzyıllar boyu evliyalardan medet ummuş, dilek tutmuş, mum dikmiş, çaput bağlamış. Bu hem orta asya şaman adetleriyle, hem de Bizans dini ritüelleriyle çok örtüşen bir davranış tarzıdır.
Ancak bunların içinde çok müstesna bir evliya vardır ki hem fıkralara hem filmlere konu olmuş, İstanbul'un meşhur ayyaşlarından Bekri Mustafa'dır. Bekri Mustafa malum nüktedan, hazır cevap kişiliği ile Nasrettin Hoca'nın kentli hali olarak Karagöz oyunlarında bile bir karakter olarak karşımıza çıkar. 4. Murat devrinde yaşamış bu meşhur zatın 4. Murat'ın içkiyi ve her türlü zevk verecek "zıkkım"ı yasakladığı dönemde adeta bu yasaklara meydan okuyarak inadına içmeye devam ettiği, hatta sultanla aynı sofrayı paylaştığı rivayet edilir. Tıpkı Neyzen Tevfik gibi zamanın baskıcı ortamında muhalif bir sembol olmuş bir meczup olarak anılır. Mustafa Altıoklar'ın meşhur İstanbul Kanatlarımın Altında filminde de Bekri Mustafa'yı Savaş Ay kalender bir şahsiyet olarak canlandırmıştır.
Bekri Mustafa henüz 41 yaşında öldükten sonra vasiyeti üzerine Eminönü'nde bulunan şimdiki Ahi Çelebi Camii'nin arka taraflarındaki meyhanelere yakın bir yere gömülür. Ancak evliyaya meraklı halkımızın, Türk, Rum, Ermeni ve Yahudi kadınların, içkiye alışmış kocaları bu illetten kurtulsun diye Bekri Babanın mezarından aldıkları toprakları eşlerinin yemeklerine kattıkları rivayet olunur. Kocalar babanın ruhuna kadeh tokuştururken, bahtsız karıları Bekri Babadan medet umar olmuşlar.
1980'lere kadar Bekri Baba burada sakin, huzurlu yatar iken şimdilerde Ergenekon firarisi İstanbul'un ceberrut belediye başkanı Bedrettin Dalan Haliç'i "islah" etme sevdasına kapılıp sahil kesimini hallaç pamuğu gibi atmaya başlayınca çevredeki esnaf Bekri Babanın kırılan taşını ve sandukasını olduğu yerden kaldırıp başka bir muhterem zat olan Şeyh Abdülrauf Şamadani Hazretlerinin ayak ucuna Bekri Mustafa Hazretleri namıyla defnederler de babanın mezarı Dalan'ın kepçelerinden kurtarılır. Bugün İstanbul Ticaret Üniversitesinin hemen arkasındaki otoparkta yer alan türbe biraz aranırsa rahatlıkla bulunabilir. Hala buraya çaput bağlayıp mum dikenler vardır.
Bu yazıyı yazının ruhuna uygun bir Bekri Mustafa fıkrasıyla bitirelim: Bekri Mustafa, yoksul bir mahallede bir caminin önünden geçmektedir. O sırada musallada bir tabut vardır, fakat namazı kıldıracak imam ortalarda yoktur. Cemaatin beklemekten canı sıkılır ve başında kavuğu sırtında cübbesiyle ordan geçen Bekri Mustafa’yı hoca zannederek namazı kıldırmasını söylerler. “Yok ben hoca değilim” dese de dinlemezler ve zorla öne geçirirler. Bekri Mustafa namazı kıldırdıktan sonra tabutun örtüsünü açar ve ölünün kulağına bir şeyler fısıldar. Cemaat ölüye ne söylediğini merak eder.Bekri Mustafa gülerek cevaplar: “Sen şimdi aramızdan ayrılıp ahirete gidiyorsun. Eğer orada, bu dünyanın ahvalini sana sorarlarsa, Bekri Mustafa imam oldu dersin. Onlar durumu anlar…”
Sunay Akın'ın deyimiyle bizim geleneğimizde sadece Cellatların mezarı ayrıdır. Onun dışında bu dünyada nasıl yaşarsa yaşasın ölene saygı esastır.


4.MURAD,IN bir ayyaş gibi lanse edilmesi beni şaşırttı KESİNLİKLE kabul edilemez....
YanıtlaSilsayın okur,
YanıtlaSil1. yukarıdaki yazıda 4. murat'ın adı iki kez geçmekte ve adı geçen yerlerde 4. murata yönelik ayyaşlık ithamı ya da iması yapılmamaktadır.
2- ayyaş türk dil kurumu sözlüğünde "İçkiye düşkün, içkici, bekri" olarak açıklanır. dolayısıyla bekri mustafa adı üzerinde ayyaştır. ancak her içki içene ayyaş denilemez. dolayısıyla 4. murat içki içebilir, ancak bu onu ayyaş yapmaz.
3- 4. murat'ın içki ile ilişkisi çok alenidir. kitap okumak zorunuza giderde kolay yoldan birazcık internette gezinirseniz bu konuyla ilgili onlarca yazı- makale bulursunuz.
4- sadece 4. murat değil, başka osmanlı sultanlarının da içki ile epeyce mesaisi olmuştur. lakabı "sarhoş" olan sultanlar mevcuttur. ancak içki içmeleri onların devlet adamlığını ne yüceltir, ne de küçültür. yakın tarihimizde mustafa kemal'in de içki içtiği herkesin malumudur. ancak bu alışkanlığı onun oynadığı tarihsel rolü değiştirmez.
son olarak tarihe futbol taraftarlığı pratiği ile bakmak yerine daha geniş bir ufuktan yaklaşmak herhalde daha yerinde olur derim...
abi okudum yazını, çok güzel olmuş eline sağlık. bu yorumu okuma şansın olur mu bilmiyorum ama okursan bil ki tarihe birazcık meraklı birisi olarak her gün bu tip şeylerle uğraşıyoruz. ne zaman bir padişah hakkında elimizdeki bilgileri paylaşsak birileri "olur mu öyle şey canım, osmanlı padişahlarının çoğu evliyadır. dediğiniz şey mümkün değil" diyor. hani, ellerinde bir kaynakla gelseler gözlerinden öpeceğim onları ama "bence yanlış söylüyorsun" deyip çıkıveriyorlar işin içinden. koskoca tarih bilimi sencelerle bencelerle olacaksa işimiz var hakkaten.
SilYazının sonunda geçen cellat mezarları ile alakalı dün bir bilgi notu okumuştum: İstanbul'da sadece Pierre Loti mezarlığında 4 tane kalmış. Cellat mezarlarının özelliği üzerinde kişi adını belirtecek herhangi bir ibare olmayışı imiş. Hatta herhangi bir yazı da yokmuş(?)
YanıtlaSilPiyer Loti sırtlarında Karyağdı baba tekkesi yakınlarında son 3-4 tane kalmış mezar taşı var. Cellatlık uğursuz bir meslek olarak görüldüğünden cellat mezarları yazıtsız olurdu. Bu nedenle bu taş blokların inşaat malzemesi olarak kullanılması kolaydı ve bu nedenle bunlar kayboldular. Bu konu ile ilgili bir yazı ilerde yazacağım...
SilTeşekkür ederim çok güzel bilgiler.
YanıtlaSilTepeye cikarken yol ikiye ayrilir. O nokyadan sonra tarihi kahveye dogu olan alan oldugu gibi cellat mezarligiymis.
YanıtlaSil