İstanbul mekan olarak romanda kritik bir rol üstleniyor. Romanın finali İstanbul'da kurgulanmış. Dünya nüfusunun üçte birini yok edecek biyolojik saldırının merkezi olarak İstanbul seçilmiş. Romanın 475. sayfasında bu saldırıyı gerçekleştiren Bertrant Zobrist'in neden İstanbul'u seçtiği şöyle izah ediliyor:
Doğu ile batının buluşması
Dünyanın dört yol ağzı
Ayasofya, Sultanahmet, Mısır Çarşısı, Galata Köprüsü ve saldırının ana mekanı Yerebatan Sarnıcı'nın öne çıktığı romanda İstanbul, mekan olarak finale yakışır bir şekilde ayrıntılı olarak tasvir ediliyor.
Roman Floransa'da başlıyor ve önemli bir böliümü Floransa'da geçiyor. Tüm bu kaçma kovalama içerisinde Pitti Sarayından Boboli Bahçelerine, Palazzo Vecchio'dan Duomo Katedraline Floransa'da adeta ayak basmadık yer bırakmıyoruz. Dante'nin Cehennem şiiri bir süre sonra kahramanlarımızı Venedik'e yönlendiriyor. Venedik romanda bir ara istasyon gibi. Burada elde edilen ipuçları kahramanlarımızı İstanbul'a yönlendiriyor. Saldırı başarılı oluyor mu, onu okuyucunun merakına havale edelim.
Roman çıkar çıkmaz, romanı okumadan "eyvah komplo teorilerine çanak tutacak, Ayasofya'yı yeniden tartışmaya açacak" diye hayıflanan Murat Bardakçı'ya bir müjde vereyim, romanın merkez mekanı Ayasofya değil, yüreğinizi ferah tutun..!
Kitabı yayınlayan Altın kitaplar'a bir küçük uyarı. 468. sayfada Henricus Dandolo önderliğindeki Venedik ordularının İstanbul'u fethettiği tarih olarak 1202 verilmiş. Doğrusu 1204'dür. Sanırım dizgi hatası.
Son söz olarak 007 serisinin son filmi Skyfall'un açılış sahnesi ile Cehennem'in final sahnesi İstanbul'da geçiyor ve bu birşeylerin işaretidir. Elimizdeki kıymetin farkına varıp onu korumak için bir işaret olması dileğiyle...


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder