(1865 Evrensel Sergisindeki Döğüşen Boğa Heykeli)
İttihatçılar işbaşına gelince Enver Paşa bir Ermeni tüccara ait meşhur Bilezikçi Çiftliğine yerleşir. İlk iş Beylerbeyi saayındaki bu heykellerin bir kısmını kendi çiftliğine taşıtmak olur. Heykellerden Münevver Ayaşlı "Dersaadet" adlı kitabında bahseder. Bu heykellerden bir kısmı, Feneryolundaki Ahmet Muhtar Paşa köşküne bir kısmı da Moda'da Dimitri Veldemi köşküne nakledilir. Modadaki köşk Milli Eğitim tarafından kamulaştırıldıktan sonra bahçedeki heykeller açık arttırma ile satışa çıkarılır ve uzun yıllar Elmadağ Divan Otelinin önünde yer alan Geyik Heykeli Vehbi Koç tarafından satın alınır. Diğer bir at heykeli de Sabancı ailesi tarafından satın alınır ve Atlı köşkün üst girişine yerleştirilir.
(Atlı köşkün girişindeki heykel)
(Divan Oteli önündeki geyik heykeli)
Heykel gurubunun içinde yer alan kaktüsün üzerinden atlayan aslan heykeli ise 1950 lere kadar Taksim gezi parkında sonrasında ise İstanbul Belediye'sinin önünde boy gösterir. Hala da belediyenin önünde durmaktadır.Tokuşan boğa heykeli ise 1940'larda harbiye Spor ve Sergi sarayının önüne, 1950lerde Hilton otelinin önüne, 1960'larda ise Divan otelinin tam karşısında yer alan kavşağa yerleştirilir. Kavşağın tam karşısında Divan Otelinin önünde yer alan Geyik Heykeli ile Boğa heykeli 60 yıl sonra yine biraraya gelmiştir. Heykel 1987 yılına kadar burada kaldıktan sonra nihayet Kadıköy Altıyol'a taşınır. Yaklaşık 25 yıldır sadece Kadıköy'ün ve Kadıköy'lülerin değil tüm Fenerbahçelilerin de sembolü haline gelmiştir.
(1940'larda Spor sergi sarayı önü)
Leyleği adeta havada gören Tokuşan Boğanın kardeşi Böğüren Boğa heykeli ise, belki duruşunun sevimsizliğinden yerinden hiç kıpırdamamış 150 yıldır Beylerbeyi sarayı büyük havuz başında unutulup gitmişti.
(Sarayın bahçesindeki böğüren boğa)
Tokuşan Boğa figürünün hangi antik mitolojinin devamı olduğu ve dünyadaki kopyaları ayrı bir yazının konusu olabilir. Aynı şekilde bir sultanın Paris'e gidip heykel siparişleri vermesi, hatta Newyork'taki özgürlük heykelinin tasarım aşamasında sponsor olması ve günümüzde Osmanlıya çok özenen idarecilerin bu durumdan nasıl bir feyz alıdıkları da öyle.Ancak bu yazı şu soruyla bitebilir: Acaba Milli Saraylar Kadıköy'de halka malolmuş bu boğa heykeline gösterdiği hassasiyeti aynı sipariş gurubunun içinde yer alan ve İstanbul Büyükşehir belediyesi önünde bulunan aslan heykeli için de gösterecek mi? Ya da geçmişte haraç mezat satılan diğer heykellerin peşine düşecek mi?
(İstanbul Büyükşehir Belediyesinin Önündeki Aslan heykeli)
Bu satırların yazarı ne Saraçhanedeki aslan ne de Kadıköy'deki boğa heykeline dokunulmaması taraftarıdır. Çünkü heykeller üzerine çıkıp fotoğraf çektirenlerle yaşar, onların malıdır. Hatta saraylara hapsolmuş heykeller de meydanlara çıkarılmalı halkın arasına karışmalıdır. Böylece gerçek manada kamusal bir görev edinebilirler.






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder