Hasan Kazankaya Ümit Bayazoğlu'nun tabiriyle bir hayal fabrikatörü. Bir elli boyundaki bu Dany de Vito kılıklı bu adam 1946'dan itibaren İstanbul'un eğlence hayatına adeta damgasını vuruyor. "Boyundan büyük işlere kalkışmak" deyimi sanki onun için uydurulmuş. Kabataş Lisesi dahil tüm mektepleri dışarıdan bitiren bu bitirim abimiz, sadece hayat mektebini gayet içeriden ve yaşarak tedris etmiş. Belki de bu nedenle gençliğinde "piç Hasan" lakabıyla marufmuş. Nişantaşında doğup, Cihangir Akyol sokakta büyüyen bu abimiz, aynı zamanda "Dolandırıcılar Kralı Raki"nin çocukluk arkadaşı.
Kahvehane ruhsatıyla ilk gizli barını Nişantaşında açan Piç Hasan, sonra sırasıyla Harbiye'de "Çadır", Osmanbey'de "Whiskey Go Go", "Gold Finger", "Horozlar Öterken", "Harlem" Maslak'ta "Gümüşkapı", Etiler'de "Kayıkhane", Yeniköy'de "Osmanlı" gibi onlarca mekanı açıp kapadı. Kendi döneminde mekanları sosyetenin uğrak yeri oldu. O kadar ki Suna ve İnan Kıraç nikah yemeklerini onun mekanında verdiler. Son derece yaratıcı bir şahsiyet olan Hasan Kazankaya örneğin "Gold Finger" adını verdiği bara sadece altın ya da gümüş anahtar sahipleri kapıyı kendileri açarak girebiliyordu. Anahtarı olmayanı mekana almıyordu. Altın anahtarlı kalantorlar ile gümüş anahtarlı daha az kalantorlar o anahtarlara sahip olmak için az para dökmemişlerdi.
Piç lakaplı Hasan Kazankaya ele avuca sığmaz bir adamdı. Beykoz Spor'da top koştururken bir anda milli takım forması giydi ve üç büyüklerin dışında ilk kez milli takıma oyuncu veren klüp, böylece Beykoz spor oldu. Bir ara spor gazetesi çıkardı, sonra emlakçılık yaptı, onlarca gece klubü işletti ve en nihayetinde Yeşilçam'da film prodüktörlüğü yaptı. Kazandığı her kuruşu yatırıma çeviren bu tuhaf adam, bir ayda 6 film birden bitirmek gibi Bolywood standartlarını bile zorlayan işlere imza attı. Her işte çok iyi paralar kazanırken bir anda işi başkasına devredip, alakasız bir alana yatırım yapmayı becerebilmiş, ve her yatırımını da karlı hale getirebilmişti.
Bir ara inşaat işine girmiş, Nail Keçili, Dinç Bilgin, Erdoğan Demirören gibi patronların boğaziçindeki yalılarını pek te hukuki olmayan yollarla "restore" etmesiyle nam salmıştı. Hatta Haldun Simavi'ye Göcek'te 95 günde anahtar teslim tatil köyü ve marina yaparak dünya mimarlık tarihine kara harflerle adını yazdırmıştır..!
Ancak hakkını yemeyelim. Kazandığı tüm bu paraları sinema ve tiyatroya yatırmıştır. 1971 yılında epey parasız ama bir o kadar da yetenekli iki tiyatrocuya; Ayla ve Beklan Algan'a 250 bin lira gibi o zamanın parasıyla dudak uçuklatan bir destek verdi. Oyun da Gogol'ün "Müfettiş"i. Oyunun yönetmeni Ali Taygun'dan öğrendiğimize göre oyun tam 12 Mart darbesine denk gelince sokağa çıkma yasakları vs. yüzünden sahnelenemiyor. Beklan Algan depresyona giriyor, Ayla Algan bileklerini kesiyor vs. Bunu duyan Piç Hasan tiyatrozedeleri ziyaret ediyor ve borç senetlerini yakıp, borcu siliyor.
Hasan Kazankaya Yılmaz Güney'i keşfeden adamdır. Üst üste sekiz filimde oynattıktan sonra, Güney'in ilk yönetmenlik denemesinde de ona prodüktörlük yapmıştır. Ayrıca Bilge Olgaç'ın ilk filminin prodüktörü de yine o dur. Nükhet Duru, Gökben; Özdemir Erdoğan, Orhan Günşiray, Ekrem Bora, Saadet Sun, Seyyal Taner gibi pekçok kişiyi ilk kez sahneye o çıkarmıştır.
Piç Hasan'ın Yazarlığı
Hasan Kazankaya ilk ve tek romanını 1956 yılında yazdı. Geceleri işlettiği onlarca pavyonu organize eden bu yerden bitme adam "kalan" zamanında da "Medy" adlı bir aşk romanı yazdı. Medy gerçek hayatta aşık olduğu Yahudi bir kızdı ve bu aşk ona roman yazdırdı. Yazmakla kalmadı ertesi yıl "Lejyonun Dönüşü" adıyla filme çekti. Orhan Murat Arıburnu'nun yönettiği filmde Fikret Hakan ve Belgin Doruk baş roldeydi.
Bu romanı yazdıktan 30 yıl sonra Hasan Kazankaya'nın içindeki yazarlık ruhu yeniden hortladı. 1986 yılında Hortum Süleyman'ın henüz terör estirmediği Cihangir Ülker Sokaktaki ofisine 2 uzun bacaklı ve uzun parmaklı sekteter kız ile Latince, Fransızca, İngilizce, Almanca ve Arapça bilen beş eleman aldı. Tabelayı da değiştirerek Kazankaya Yayıncılık adıyla maruf yeni bir şirket kurdu. Kendisi de dahil 8 kişilik bu ekip tam 4 yıl harıl harıl İstanbul'un fethi ile ilgili binlerce kaynak, belge döküman taradılar. Yetmedi, Atina, Roma, Paris ve Londra'ya gidildi, kütüphanelerden kaynak ve mikrofilm arşivleri getirildi. Bu delice çalışmanın sonunda ortaya tam 718 sayfa, 2 cilt, onlarca harita, gravür, ve resmin olduğu bir ticari fiyasko çıktı. Çünkü Kazankaya yayıncılık tarafından basılan ve 100.000 TL'ye satılan bu kitaba kimse yüz vermedi. Tüm okulları dışarıdan bitiren bu yerden bitme pavyoncu nasıl olurda tarihe merak duyar, hatta resmi tarihin dışında birşeyler söylemeye cesaret ederdi? Sadece bir kişi onu ciddiye aldı. Bülent Ecevit. Ecevit'e kitabını yollayan Kazankaya ummadığı bir teşekkür mektubu ve konu ile ilgili işine yarayacağını düşündüğü bir kaynak eser göndermesi ile tek gerçek övgüyü ondan alır.
Oysa kitap bayağı kapsamlı bir külliyatı delik deşik ederek hazırlanmıştı. 35 yabancı, 67 yerli kaynaktan derlenen bilgilerle kendi tezlerini öne süren Kazankaya, kimsenin dillendirmeye cesaret edemediği tezler ileri sürüyordu. Bunlardan en önemlisi Fatihin donanmasının bir gecede kızaklarla gizlice halice indirilmesidir. Bunun imkansızlığını bayağı teferruatlı bir şekilde izah eder.
Bu kitap bir sessizlik kuşatması içinde boğuldu gitti. Kendi imkanlarıyla bastırdığı kitaplar yayınevinin deposunda unutuldu. Tüm parasını bu işe yatıran bu gözü kara adam yaşadığı hayal kırıklığından sonra kabuğuna çekildi.
Kitabı ise yıllar sonra epeyce kısaltılarak Toplumsal Dönüşüm Yayınları tarafından yeniden basıldı. İlk basımını bulmak zor, ancak Toplumsal Dönüşüm Yayınları'nın baskısını halen sahaflardan ya da internetten ikinci el olarak bulmak mümkün.
Ben buldum.
Hasan Kazankaya 1999 da oldukça görkemli bir hayat sürmenin verdiği yorgunlukla aramızdan ayrıldı...
Oysa kitap bayağı kapsamlı bir külliyatı delik deşik ederek hazırlanmıştı. 35 yabancı, 67 yerli kaynaktan derlenen bilgilerle kendi tezlerini öne süren Kazankaya, kimsenin dillendirmeye cesaret edemediği tezler ileri sürüyordu. Bunlardan en önemlisi Fatihin donanmasının bir gecede kızaklarla gizlice halice indirilmesidir. Bunun imkansızlığını bayağı teferruatlı bir şekilde izah eder.
Bu kitap bir sessizlik kuşatması içinde boğuldu gitti. Kendi imkanlarıyla bastırdığı kitaplar yayınevinin deposunda unutuldu. Tüm parasını bu işe yatıran bu gözü kara adam yaşadığı hayal kırıklığından sonra kabuğuna çekildi.
Kitabı ise yıllar sonra epeyce kısaltılarak Toplumsal Dönüşüm Yayınları tarafından yeniden basıldı. İlk basımını bulmak zor, ancak Toplumsal Dönüşüm Yayınları'nın baskısını halen sahaflardan ya da internetten ikinci el olarak bulmak mümkün.
Ben buldum.
Hasan Kazankaya 1999 da oldukça görkemli bir hayat sürmenin verdiği yorgunlukla aramızdan ayrıldı...
Kaynak: Ümit Bayazoğlu Uzun, İnce Yolcular 37 Portre YKY



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder