5 Ekim 2024 Cumartesi

Dokuz Yılın Ardından Kişisel Bir Z Raporu

 1 Ağustos 2015’de Ozan’ın Kasımpaşa’daki çatı katında bir ütü masası, bir kitap ayracı ve bir cep telefonu ile başladığımız büyük yolculuğumuzu geçtiğimiz hafta sonlandırdık. Bu dokuz yıla 360 program sığdırdık. Bu yolculukta bize her zaman destek olan tüm dostlarımıza bu yazı ile veda etmek isterim. 

 

Bu dokuz senelik maceranın sona ermesinin nedeni Ozan’ın yurtdışına yerleşmesidir. Yani ortada bir zaruret vardı. Ama işin doğrusu, biz de yorulmaya başlamıştık. Her yayın akşamında günün yorgunluğuyla  İstanbul trafiğinde en az 100 km yol yaparak stüdyoya ulaşmak, her yayın için ayrı ayrı çalışmak, konsantre olmak gerçekten yorucu bir iş. Bu bilgi notunu verdikten sonra asıl konuya dönebiliriz 

 


Yayınlara evde amatörce başladıktan sonra yanlış hatırlamıyorsam üçüncü kaydımız bitince Ruşen Çakır beni telefonla arayıp yeni bir platform kurduğunu, platformun adının Periscope uygulamasından ilhamla (ki o zaman için en büyük icat anlık canlı yayın imkanı veren Periscope idi) Medyascope olduğunu ve bizim de burayı kullanabileceğimizi söyledi ve bizi davet etti. 

 

Medyascope maceramız böyle başladı. Böylece Ruşen’den sonra en kıdemli “içerik üretici” olduk. 

 

Periscope üzerinden yayına başlama fikri Ozan’a aittir. Yani Kültür Tarih Sohbetlerinin fikir babası Ozan’dır. Bu dokuz yıl içinde bir darbe, bir salgın hastalık, birkaç ekonomik kriz ve bir o kadar da seçim-siyasi kriz vs atlattık. Bu programın bu kadar süre neredeyse beş parasız sürmesinin, bu kadar istikrarlı ve dayanıklı olmasının tek sebebi bizim yaptığımız işi çok sevmemiz, profesyonelce değil, profesyonel disipliniyle ama amatör bir ruhla işe sarılmamız oldu. Programlar ilerledikçe şunu gördük ki Türkiye’de ve dünyada sosyal bilimler alanında çok parlak çalışmalar yapan genç akademisyenler kuşağı yetişmiş. Kimi kariyerini yurt dışında sürdürüyor, kimi yurt dışında başladığı kariyerine burada devam ediyor. 

 

Popüler olanın değil, tekil olanın, az görünenin peşinde olmaya çalıştık. Bu yüzden özellikle genç kuşak akademisyenlere öncelik verdik. Çoğu doktorasını yeni vermiş akademisyenler ilk kez bu kanalda yayına çıktılar. Bunların en bilineni Emrah Safa Gürkan oldu. Emrah ilk yayına çıktığında kariyerinin başındaydı, şimdi artık profesörlüğü geldi. Kendisi sosyal medya ve diğer kanalları bizden çok daha başarılı bir şekilde kullanıyor. 

 

Neler konuşmadık ki; Osmanlı musikisinden yapay zekaya, Bizans Şiirinden Japon Tiyatrosuna, Vebadan Metal müziğe, Şaraptan Mevlide, İstiklal Marşından Dante’ye, Şamanlardan Sabatay Sevi’ye, Kaygusuz Abdal’dan ilk yapay dil Baleybelen’e yüzlerce birbirinden değişik konuyu masaya yatırdık. Buradaki sır siyasi görüşü, hayata bakışı ve duruşu ne olursa olsun nitelikli bir fikri olan herkesi bu yayına davet etmek vizyonu ve cesareti oldu. Bu açıdan son derece zengin, çok sesli bir arşiv birikti. Türkiye’nin fikri zenginliğini görünür kıldık. Bu yayın devam etseydi bir dokuz yıl daha konu ve konuk sıkıntısı çekmezdik. Burada bir de izlenme, reyting kaygısı taşımamamızın bize büyük katkısı oldu. “Tık peşinde” koşsaydık başka türlü bir yayıncılık yapardık. Burada Emrah hocanın son kayıt sonrası söylediği şu sözleri paylaşayım: 

“En nitelikli programları sizde yaptım ama en az izlenenler de onlar oldu” 

Olsun varsın…

 

Şahsen benim için özel yeri olan birkaç yayın var. Bunlardan ilki Chicago Üniversitesinden merhum Cornell Fleicher ile yaptığımız iki yayın oldu. Cornell hoca Osmanlı tarihçiliğinde bir kutup idi. Halil İnalcık’tan sonra kürsüyü devraldı ve onlarca öğrenci yetiştirdi. Çok iyi Türkçe bilmesine ve zamanında Şehir Üniversitesinin davetlisi olarak Türkiye’ye gelmesine rağmen hiçbir kaydının olmaması büyük (k)ayıp idi. Naçizane biz hocayı kayıt altına almış olduk. Sonra da rahmetli oldu. Bu kayıtlar onun Türkçedeki yegane kayıtlarıdır. 

 

İkinci olarak Merhum Ruhi Kafesçioğlu hoca ile Alker yapılar üzerine yaptığımız yayın benim için çok özeldir. Ruhi hoca o zaman 99 yaşındaydı ve berrak zihni ile hala Anadolu’daki kerpiç malzemenin nasıl kullanılması gerektiği üzerine broşürler hazırlıyor, bir delikanlı heyecanıyla konunun önemini anlatıyordu. Bu yayına Seda Özen vesile olmuştu. Hoca sonradan bu dünyadan göçtü ve geriye bu güzel anılar kaldı 

 

Üçüncü olarak tevafuk denilen şeyin hayatımızda ne kadar önemli olduğunu bir kez daha kanıtlayan Osmanlı’da Veba yayınımız benim için unutulmazdır. Nükhet Varlık ABD’de çalışmalarını sürdüren ve Türkiye’de pek adı bilinmeyen bir akademisyenken pandemi öncesinde kendisiyle yaptığımız yayın pandemi zamanı gündeme bomba gibi düştü. Nükhet hoca onlarca ulusal kanala konuk olarak çağırıldı. Hatta bildiğim kadarıyla bir başka tevafuka daha dahil oldu. Orhan Pamuk o sıralarda yazmakta olduğu Veba Geceleri romanının önsözünde Nükhet hocaya teşekkür ediyordu. Orhan Pamuk’da yıllardır bu romanı yazıyormuş ve Nükhet hocadan epey fikir almış  

 

Bu kadar yeter, elbette daha onlarca böyle yayın sayabilirim ama arşiv orada, meraklısı ve ilgilisini bekliyor 

 


Son olarak birkaç teşekkür 

Bu uzun yolculukta yanımızda duran, bize kapılarını açan, içeriğe hiçbir zaman karışmayan Medyascope’a ve Ruşen Çakır’a teşekkür ederiz. Yıllardır kahrımızı çeken başta Servet Dilber olmak üzere tüm çalışanlara da ayrı ayrı teşekkür ederiz. 

 

Ayrıca bir dönem bize destek olan Kronik Kitap’a ve  Adem Koçal’a da teşekkür ederiz. Bunun dışında Arka Kapak, Babil com, Masa gibi kanallar üzerinden her zaman bize destek olan sevgili Mehmet Ali Çalışkan’a da hasseten teşekkürü bir borç bilirim.

 

Yayınlarımıza katılan yüzlerce akademisyen dostumuza, arkadaşımıza ve hocalarımıza da ayrı ayrı teşekkür ederiz. 

 

Ve elbette yayınlarımızı izleyen, yorum yapan, paylaşan, maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen takipçilerimize, izleyicilerimize ayrı ayrı teşekkür ederiz 

 

Son olarak “bundan sonra ne yapacaksınız?” diye soranlara “kütüphaneme dönüp erbain çıkartmak istiyorum” diyorum. Tıpkı JRR Tolkien’in ölümsüz karakteri Bilbo Baggins gibi. Onca maceradan sonra tek özlemi sığınağına dönmek olan küçük hobbit gibi. 

 

Ne mutlu hayatında sığınacak bir kovuk inşa edebilenlere

5 yorum:

  1. Ozan bey ve sizlere emekleriniz için sonsuz teşekkür bir borç, yolunuz açık olsun, ara ara yeni bölümlerin gelmeyeceğini bildiğimiz yayınları açıp tekrar izlemenin hüzünlü keyfini bıraktınız bizlere.

    YanıtlaSil
  2. Çok teşekkürler

    YanıtlaSil
  3. Geriye çok değerli bir arşiv bıraktınız. Yaptığınız iş çok değerliydi. Çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
  4. Bugüne kadarki tüm katkılarınız için teşekkürler. Sayenizde çok kitap ve yazar keşfettim.

    YanıtlaSil
  5. Emeklerinize sağlık yolunuz açık olsun

    YanıtlaSil