22 Nisan 2024 Pazartesi

Sanatın Güncele Referansı, Köylü Bruegel ve Masumların Katliamı

 Meşhur hikayedir. İsa Batı Şeria’nın Bethlehem köyünde doğduğu zaman o dönem Yahudiye valisi Herod- ki o da bir yahudidir- bir rüya görür. O gece doğan çocuklardan biri onun (Roma’nın) krallığını yıkacaktır. Zaten o gece gökyüzünde tuhaf bir ışık gören müneccimler bu rüyaya benzer kehanetlerde bulunurlar. Kral Herod çok zalimce bir karar verir ve Bethlehem’deki tüm masum erkek çocukların öldürülmesini emreder ve bu karar istisnasız uygulanır. Tanrı bu katliama müdahale etmez ama Meryem’in kocası Yusuf’a bir rüya yoluyla haber yollar ve Meryem İsa’yı da alıp Gazze üzerinden Mısır’a geçer ve İsa’yı Herod zaliminden kurtarır. Meryem ancak Herod öldükten sonra Filistin’e geri dönebilir. 

 

Yani Ortadoğuda bebekleri katletmek yeni bir tavır değildir. Binyıllardır dini fundementalizm böylesi mitoslar üzerinden yükseliyor. 

 

Geçelim 

 

İsa’nın dini en büyük bunalımını 16.yy’da Alman Rahip Luther’in başlattığı Protestanlık akımıyla yaşadı. Dünyanın her yerinde Hristiyanlar birbirlerini Allah yarattı demeden boğazladı. Tıpkı zalim Herod gibi köyleri çoluk çocuk demeden kim varsa katletti, tecavüz etti, yakıp yıktı. İşte bu dönemin bizzat şahidi olan “köylü” Bruegel bu katliamaların bazılarını tuvallerine taşıdı. Şahit olduğu bu büyük katliamları dini söylenceleri içine alarak, sanki o gün yaşanıyormuşçasına resmetti. Örneğin Azap Tepesine Tırmanış-Calvary Alayı resminde (1564) resmin merkezinde Hz İsa kendi çarmıhını taşırken onun etrafında Roma askerleri değil, İspanyol süvarileri vardır. Ressam 1500 yıl önce yaşanmış olayı tuvalinde adeta yeniden “günceller”. Bruegel’in bodur ve tıknaz köylüleri adeta bir yanardağdan patlar gibi ellerinde kazma küreklerle bir mücadeleye atılacakmışçasına sağa sola koştururlar. Bu eciş bücüş, hantal yaratıkların enerjisi tüm resme yansır. Bruegel kahramanlara değil, kitlelerin yıkıcı enerjisine inanır. Bu sebeple İsa resmin merkezinde olmakla beraber, önemsiz bir ayrıntıdır. Bu insan tsunamisinin karşısında İspanyol süvarileri çaresizce kalabalığı dağıtmaya çalışırlar. Protestan “sapkınlığına” karşı çaresiz bir savaştır bu. Nihayet ayaklanma büyür ve Alba dükünün emriyle engisisyon mahkemeleri kurulur ve toplu katliamlar başlar 




 

Böylece 1567’de Bruegel Masumların Katliamı resmini yapar.

 

Bruegel yine kutsal kitaptaki bir olayı ele alır ve Meryem’in peşindeki Roma askerlerinin Bethlehem’deki katliamını resmeder. Ancak resim yine günceldir ve katliamı yapanlar İspanyol garnizonlarıdır, katliamın podyumu ise bir Flaman köyüdür. Resmin her yerinde korkunç bir acının izlerini sürebiliriz. Yerlerde sürüklenen bebekler, çocuklarını kaçırmaya çalışan köylüler, onlarca askerin bir çukurda topladığı bebekleri mızraklarıyla delik deşik etmesi, çocuğu için yalvaran anne babalar, ölmüş çocuğunu-torununu kucağına almış yarı deli bir ihtiyar kadın, ordan oraya koşuşan köpekler, evleri yağmalayan askerler, askerlerin komutanı olduğu anlaşılan iyi giyimli bir beye yalvaran anne-babalar vs vs  1500 yıl önceki korkunç bir katliamın güncellenmiş halidir karşımızdaki ve Bruegel bunlara şahit olmuştur. Resim o kadar rahatsız edicidir ki 4-5 versiyonu olan bu resmin sadece Viyana Sanat Müzesindeki versiyonu katliamı tüm çıplaklığıyla gösterir. Diğer versiyonlarda örneğin çocukların üzeri hayvanlarla kapatılmıştır. Atalarının sebep olduğu bu utancı taşımak istemeyen bazı sanat hamileri böyle uygun görmüş olmalı 




 

Bruegel kutsal olanın güncelle bağlantısını kuran, kutsalı bir mitosun içine hapsetmeyen, onu günümüze taşıyan büyük bir devrimciydi. Onun kaba saba köylülerinin yaşam enerjisi tüm resimlerinde karşımıza çıkar. Köylü ayaklanmalarına şahit olmuş bu büyük ressam o ayaklanmaları günümüze taşır. Sadece şahit olduğu korkunç olayları değil, o teröre karşı tek çıkış noktası olan köylülerin bitmek tükenmek bilmez yaşama azmini ve enerjisini de görmemizi sağlar. Bu açıdan aynı zamanda büyük bir hümanisttir. 

 

Günümüzde çağdaş Herod’lar Bethlehem’de, Gazze’de hala çocukları, masumları katlediliyor. Bruegel günümüzde yaşasaydı bu katliamı nasıl resmederdi, İspanyol süvarilerinin yerine kimleri koyardı, kimlere inanırdı?


Çağının tanığı bir sanat bunları görmezden gelemez. Görmezden gelen sanat en çok iki üç kuşak sonra unutulup gider. 

 

Oysa Bruegel gibiler yüzyıllarca yaşayacaktır. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder