Mezatta Bir Domuz Çobanı
O sabah namazımı inşaatı yeni biten Beyazıt Caminde eda
edip, hızlı adımlarla Kapalıçarşı Cevahir bedestenindeki mezat kalabalığına
daldığımda, tüm suratlar bana döndü. Bazıları kinayeli kinayeli baktı. Tanımışlardı.
Halbuki tanınmamak için yeniçeri urbalarımı çıkarıp gündelik kıyafetlerimi
giymiş,sarıkla yüzümü gizlemeye
çalışmıştım.Tanıyanlar kendi aralarında “geldi yine domuz çobanı” diye
fısıldaşmaya başlayınca kan beynime sıçradı..! Evet, domuza çobanlık
yapıyordum, ama bu işi ben seçmedim ki! Sultanımız Beyazıt han’ın-Allah onu
başımızdan eksik etmesin- Yeniçeri ağası Seyfullah Ağa böyle emretti, boynumuz
kıldan ince.Venedik balyosu Andrea Gritti nam, o kafiri korumam için-esasen
hafiyelik yapmam için-beni yanına verdi.Evet,
bu kafir domuza çobanlık yapıyordum, ama bunun olur olmaz yüzüme vurulması hiç
hoşuma gitmiyordu.Bir an elim kuşağımın içinde gizlediğim yatağanıma gidince,korkudan
bembeyaz kesilen yüzlerini mezatçıya çevirdi tabansızlar.
(Bellini tarafından yapılan Fatih portresi)
Bu deyyuslar kıskançlıklarından böyle gıybet
ediyordu.Fırsatını bulsalar o domuza çobanlık etmek için, benim verdiğim üç yüz
akçe rüşvetin on katını verirler. Çünkü Venedik sefiri Allah için eli açık
adamdır. Elçilikte dönen dolapları, yazılan mektupları,çizilen gizli haritaları
görmemem,bilmemem için beni hoş tutar,bol bol bahşiş verirdi.Bir de ara sıra
böyle ayak işleri olmasa! Kendisi ne zaman bir mezata katılsa on akçelik mal
yüz akçeye çıkar. Bedestende onu tanımayan yoktur. Bunu bildiğinden onun namına
mezata ben geliyorum, ama artık başta mezatçı olmak üzere bedestenin tüm
çakalları beni de tanıyor. Gerçi ben her mezatta üç beş kendi hakkımı alıyorum,
balyos’da bunu biliyor, o ayrı.
Balyos Gritti, bu
sabah satışa çıkacak olan cennetmekan Fatih Sultan Mehmet Hanın, Venedik’ten
getirttiği bir nakkaşa çizdirdiği Frenk usülündeki suretini-kafirler portre
diyor- almam için kesin talimat verdi. Balyosun Bellini adındaki bu Venedikli
hemşehrisinin yaptığı resmin üzerindeki örtü çekildiğinde kalabalıkta bir
dalgalanma oldu.Bu nasıl bir resimdir yarabbi.Sanki Sultanımız Mehmet han hiç
ölmemiş,karşımızda öylece kanlı canlı,bir balkonun gerisindeymiş gibi duruyor.Önündeki
halıdaki değerli taşlara uzansam dokunup alacakmışım gibi hissettim.Hepimiz bir
halıdaki değerli taşlara bir Sultanımızın gözünün içine baktık.Son seferinde, ölmeden
birkaç gün önce görmüştüm onu.Buradaki kadar sağlıklı değildi gerçi.Yakalandığı
gut hastalığı nedeniyle çok şişman ve bitkindi. Ordu Gebze’den gerisin geri
dönünce anladık bir şey olduğunu.
Bu küfür karşısında homurdanmalar oldu. Sultanımız neden
böyle bir günahın içine girmiş, kendini
Frenk tarzında nakşettirmiş, bir türlü mana veremedim.Sola doğru yandan
çizilmiş nakışta sultanımız sanki üşüyormuş gibi samur kürküne sarınmış,gaga
burnunun gerisine kaçmış küçük gözleriyle düşüncelere dalmış gibiydi. Sanki hiç
ölmemişti.
Mezattaki Müslüman zevat geriye çekildi. Babasının bu
resmini dini bütün sultanımız Beyazıt Hanın neden mezata gönderdiğini şimdi
anlamıştım. Böyle bir resmi hangi Müslüman evinde isterdi ki? Salon boşalır
gibi oldu.Geriye, beni orada görüp fiyatı yükseltmek için bekleyen mezatçının
adamları ile resmi alıp sonradan üç katına
Balyosa satmayı hesabeden bazı Yahudi,Rum ve birkaç Müslüman tacir kaldı.Çoğu
zaten Venedikle ticaret yapan tüccarlardı.
Bazıları da meraktan bekleşiyordu. Balyos bana 200 düka vermişti. Demek ki bu
resmi kesin istiyordu. Neşem yerindeydi.Bu mezattan kendi zatı hesabıma iyi bir
komisyon alabilirdim.Yeter ki fiyat çok yükselmesin.
Mezatçı gözünü benden ayırmadan “Sultanımız cennetmekan
Mehmet Hanın sureti için yirmi beş düka istiyorum” deyince kafamdan aşağıya
kaynar sular döküldü. Bu ne kadar yüksek bir fiyat? Kalabalıkta da bir
şaşkınlık oldu. ”Höst,deyyus” nidaları arasında homurdananlar salonu terk
ederlerken,göz ucuyla bana bakıyor,içlerinden basıyorlarlardı kalayı. O sırada
arkalardan ince bir ses yükseldi
“Elli düka”
Döndüm arkaya baktım,mezatçının baldırıçıplak kölelerinden
biri pis pis sırıtıyordu. Fena ketenpereye geliyorum diye düşünürken Fatih
Sultan Mehmet hanın resmindeki değerli taşlardan birisi,kubbeden süzülen ışıkla
bir an parlayıp söndü sanki…
(Tiziano tarafından yapılan Doj Andrea Gritti portresi)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder