8 Nisan 2023 Cumartesi

Paris Hazırlıkları

Bu ay çok uzun bir aradan sonra ilk kez yurtdışına çıkacağım. Üstelik hayatımda daha önce hiç gitmediğim Paris’e gidiyoruz. Aranın sebebi malum, pandemiler, ekonomik krizler vs vs. Kendimi 50 küsür yaşından sonra Paris’i gören Ahmet Hamdi Tanpınar gibi hissediyorum. Bir gecikmiştik duygusu ile yazdığı şu cümleleri buradan paylaşayım: “Ah keşke kendime ve Paris’e bu kadar geç kalmasaydım” 

Yine de benim gibi şehirleri edebiyat üzerinden tanımaya çalışan insanlar için Paris çok mümbit bir şehir. Paris hakkında kimler yazmamış ki. Tanpınar, Yahya Kemal, Salah Birsel, Attila İlhan, Nedim Gürsel, Enis Batur, Cüneyt Ayral vb. Bunların çoğunu bu seyahatten önce okumaya çalıştım 


Nedim Gürsel neredeyse 50 senedir Paris’te yaşayan birisi olarak Paris’e dair çok şey yazmış. Ben en çok yukardakilere kitaptan faydalandım. Biraz eski bir kitap olmasına rağmen nefis görseller eşliğinde bir Paris güzellemesidir. 


Tıpkı Nedirm Gürsel gibi on yıllardır Paris’te yaşayan şair Cüneyt Ayral’ın Benim Paris’im kitabını da okudum. Ayral bu kitapta turistik Paris’in dışında “öteki Paris’i yazmış. Çok şaşırtıcı detaylar paylaşmış. Ayrıca aranırsa kendisinin YouTube’da paylaştığı Paris videoları da çok keyifli. Ben özel olarak defterime not alıp mutlaka göreceğim dediğim bir kaç lokasyon belirledim. Bunların başında Galeri Celal geliyor. Şebinkarahisar’dan hemşerim olan kuaför Celal’in sanat galerisi ve sanat hamisi olarak devam ettiği yaşamı çok ilgimi çekti. 




Paris üzerine okunacaksa elbette Salah Birsel’in İstanbul-Paris kitabındaki lezzetli dili atlanmasın gereken bir köşe taşıdır. Türk şairlerin, ressamların can yoldaşı olan Birsel Paris üzerine çok şey paylaşır yazdıklarıyla 


Paris üzerine sadece Türk yazarların değil, dünyanın her yerinden yüzlerce yazarın binlerce makalesi vardır. Ben özellikle Paris pasajları üzerine Walter Benjamin’in Pasajlar kitabını ikinci kez okudum. 1920-40 arası Paris pasajları, Flaneur denilen insanları, mimari,mekan ve felsefe üzerinden yeniden bir okuma denemesidir. Yıllar önce okuduğum bu metni yeniden karıştırmak bana çok iyi geldi 



Nadir Kitap sağolsun belli bir konu başlığıyla yaptığınız her aramada sizi boş çeviremiyor ve şaşırtmaya devam ediyor. Bu incecik risalede İlhan Berk’ten Nazım Hikmete, Fikret Mualladan, Yahya Kemal’e onlarca yazarın Paris üzerine yazdıklarını okudum. Çok da şaşırdığım ayrıntılar öğrendim 



Elbette sonuçta bir şehir sadece edebiyatçılardan, ressamlardan, şairlerden öğrenilmez. Turla yapılan gezileri sevmediğim için bir kitap alıp şehri tanımak, kendi başıma gezmek her zaman ilk tercihimdir. Bu sebeple bir gezi rehberi alıp onu didik didik etmek en büyük zevkim. Bu yüzden rengarenk ayraçlar kullanarak gün gün planlama yaparım. Asla şehrin tamamını bu kadar kısa bir sürede gezmek mümkün değil, şart da değil. Fikret Mualla’nın dediği gibi “Paris kendini sevenleri mükafatlandırmayı bilir. Bilhassa resimde” kuşkusuz Paris güzel sanatların herhangi bir dalına ilgi duyan kimseyi eli boş çevirmez. Hele ki benim gibi güzel sanatlar eğitimi almış birini hiç çevirmez 


Şehri tanımak için en güzel kaynaklardan biri uzun yıllardır Paris’te yaşayan Ahmet Öre’nin https://www.pariste.net/ bloğu ve YouTube kanalı Pariste net https://youtube.com/@ParisteNetTv Kendisinin ayrıca bu aralar çıkan Pariste Bir Hafta adlı bir kitabı var. Onu henüz edinemedim. Kuşkusuz o da çok iyi bir kaynak kitaptır. 


Ve defterler. Yazılar, notlar, grafikler, çizimler vs vs.Akıl defterlerim olmadan seyahatler sanki hiç yaşanmamış gibi geliyor bana. 





Biz bu gezide Pariste yaşayan birkaç dostumuzu görecek, bir kaç müze ve eşim peyzaj mimarı olduğundan bol bol park gezeceğiz. Epey hazırlandım, kendimi Paris’e gitmeden Paris romanı yazan ve kahramanını Paris sokaklarında gezdiren Ahmet Mithat Efendi gibi hissediyorum. Ahmet Mithat Efendi yıllar sonra gerçekten gidip gördüğü Pariste hayal karşılığına uğramış. Sen nehri ona dar gelmiş, Eyfel gözüne kısa görünmüş. Bunun tıbbi bir adı bile varmış. Paris Sendromu. Genelde Uzakdoğulu turistlerde çok görülürmüş. Hayal kırıklığı yaşayıp depresyona girdikleri çok olurmuş. Umarım Böyle bir duruma düşmeyiz :) 





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder