458 yılında Kudüs'e hacı olmaya giden iki Ortodoks- Galvius ve Kandius- Filistin'in Celile kasabası yakınlarındaki Cepernaum adlı köyde dindar bir Musevi kadının evine misafir olurlar. Bu kadının evinde Hz. Meryem'e ait giysilerin muhafaza edildiğini öğrenince gece bu kutsal giysileri çalıp gizlice Constantinopolis'e getirirler. Constantinopolis ilk Hristiyan başkenti olması nedeniyle birçok kutsal emanetin toplandığı bir merkez, kutsal bir şehir haline gelmişti. Şehir Müslümanlaştıktan sonra da bu alışkanlık devam etmiş ve İslamın tüm kutsal emanetleri yine Constantiniyye'de toplanmıştı.
Panaiya Vlaherna Kilisesi Girişi
Meryem'in giysilerinin geldiğini duyan halk akın akın onların sergilendiği Ayvansaraydaki Aziz Markus ve Petrus Kilisesine (Hz Cabir Camii) gelmeye başlayınca dönemin imparatoru 1. Leon (457-474) sadece bu giysiler için bir sokak yukarıda bir kilise inşa ettirir. Bu kilisenin içinde daha önceden kutsal sayılan bir de ayazma yer almaktadır. Halk arasında bu kilisede yer alan Meryem İkonasının ve giysilerinin şehri koruduğuna dair yaygın bir kanı vardır. Nitekim 626 yılında şehir surlarına gelip dayanan Avar ordularına tam teslim olunacak iken surlar üzerinde gezdirilen ikona ve giysilerin Avar ordularının geri çekilmesine neden olduğu ve kuşatmanın kaldırıldığı söylenir. Aynı şekilde 865 yılında kuzeyden gelerek şehri denizden ve karadan kuşatan Rus ordularının da bu giysiler sayesinde çıkan bir fırtınayla bozguna uğratıldığına iman ediliyordu. Tüm bunlar şehir halkının gözünde hem kiliseyi hem de ayazmayı kutsallaştırmıştı. Bu kilisenin başına gelen iki büyük felaketin şehrinde koruyucusunu yitirmesine, dolayısıyla düşmesine neden olduğuna inanılmaktadır. İlk felaket 1070 yılında yaşandı ve Bizans'ın sonunu getiren kavim, yani Türkler 1071'de Anadolu'ya girdi. İkinci felaket ise 1434 yangınıdır. Bu yangında Meryem'e ait giysiler tamamen yanıp yok olur ve 20 yıl sonra şehir düşer.
Kilise yaklaşık dört yüz yıl sonra eski görkeminden uzak, mütevazi bir şekilde Rum kürkçüler loncası tarafından 1869'da yeniden inşa edilir. Geçmişten geriye sadece Kutsal Ayazma ve anılar kalmıştır. Kiliseye gittiğinizde ayazmanın üzerinde şunlar yazar: νıψδν ανομηματα μη μοναν δψιν (yalnız yüzünüzü değil, günahlarınızı da yıkayınız) Ancak bu ibare tersten okunduğunda da aynı anlama gelir..!
Bu da Bizans'tan günümüze kalan bir laf cambazlığı olsa gerek. Ancak oldukça zekice işlenmiş bu kelime oyunu ancak Bizans medeniyetine yakışırdı...
(Ayazma çeşmeleri ve üzerindeki yazı)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder